DRAWEST
Welcome! Don't have an account? Sign up now.
Navigate
Notifications

Minecraft Seven Kedi — Bölüm 2.0

Minecraft Seven Kedi - Bölüm 2.0
← Minecraft Seven Kedi
Chapter 2.0 - İstismar
Artist: Kodvarg
66
Okuma Ayarları

Ertesi sabah, güneşin odanın içine sızan ilk ışıkları Atlas’ın üzerine birer hançer gibi saplandı. Gözlerini açtığında, masanın üzerindeki o sessiz, siyah kütleyi görmek canını yakıyordu. Her sabah uyanır uyanmaz duyduğu o güven verici fan sesi gitmiş, yerini mahalledeki kavgacı martıların çığlıklarına bırakmıştı. Atlas, bir süre yatağında kıpırdamadan durdu; siyah tüyleri beyaz çarşafın üzerinde, darmadağın olmuş bir hayatın son kalıntıları gibi duruyordu.

Annesi, koridorun ucundaki mutfakta çay suyu kaynatıyordu. Atlas, kadının adımlarındaki ağırlığı, mutfaktaki metal kapların birbirine çarparken çıkardığı o yorgun sesi hissedebiliyordu. Sonunda yerinden kalktı, ayakları soğuk zeminde sessizce ilerledi. Masanın altına eğildi, bilgisayarın yan kapağındaki o küçük ızgaradan içeriye baktı. Ölü bir dostun soğumuş bedeni gibiydi plastik ve bakır yığınları.

"Bunu yaptırmamız lazım anne," dedi Atlas mutfağa girerken. Sesi, sanki içindeki tüm hava çekilmiş gibi cılızdı. "Lütfen... Onsuz ne yapacağımı bilmiyorum."

Annesi, elindeki bezi tezgahın üzerine bıraktı. Gözlerindeki fer fer gitmişti ama oğluna bakarken sahte bir güç maskesi takındı. "Biliyorum yavrum, biliyorum. Bugün o tamirciye götürelim. Bir çaresine bakarlar elbet." Kadının cüzdanındaki son birkaç banknot, elektrik faturası ve akşamki çorbalık malzeme için ayrılmıştı. Ama evladının o çökmüş omuzları, o bitkin bakışları kadının kalbine en keskin kış soğuğundan daha sert vuruyordu. Atlas okulda 'o dışlanan kedi' iken, eve gelip o ekranın karşısına geçtiğinde canlanıyordu. Annesi için o ekran, oğlunun hayata açılan tek oksijen tüpüydü.

Bilgisayarı eski bir pazar arabasına koyup mahallenin arka sokaklarına doğru yola çıktılar. Kasanın tekerlekler üzerindeki her tıkırtısı, Atlas'ın midesine bir yumruk gibi iniyordu. Mahalle, sanayiden sızan yağ kokuları, egzoz dumanı ve paslanmış demir yığınlarıyla bezeliydi. Sonunda, köşedeki tabelası yarıya kadar sarkmış, üzerinde "Siber Teknik - Her Türlü Donanım Tamiri" yazan dükkanın önüne geldiler.

Dükkanın içi, Atlas'ın kabuslarına bile girmeyen bir düzensizlik içindeydi. Raflarda üst üste yığılmış eski anakartlar, içinden kablolar sarkan monitörler ve etrafa saçılmış vida kutuları... Havada keskin bir lehim teli ve ucuz, filtreli sigara kokusu vardı. Tezgahın arkasında, parmakları yağ ve kurum pası içinde kalmış, gözleri her zaman daha fazlasını arayan bir tilkiyi andıran tamirci oturuyordu. Adı Rıfkı’ydı ama mahallede ona herkes 'Akrep' derdi; bir kez yakaladı mı bırakmadığı için.

Rıfkı, masaya konan bilgisayar kasasını görür görmez gözlerini kıstı. Atlas'ın siyah-beyaz tüylerindeki titremeyi, annesinin elinde sıkı sıkıya tuttuğu o yıpranmış cüzdanı hemen fark etmişti. Bir avcı, avının zayıf noktasını tek bakışta anlardı.

"Bakalım, bakalım..." dedi Rıfkı, kasanın vidalarını gevşetirken. "Ooo, bu sistem patlamış yeğenim. Ne yaptın buna? Trafo mu patlattın içinde?"

Atlas, utançla yere baktı. "Bir mod indirdim... Sonra kapandı."

Rıfkı, kasanın kapağını açtı. İçerideki parçalar, Atlas'ın annesinin aylarca yemeyip içmeyip biriktirdiği paralarla alınmış, o sisteme göre oldukça kaliteli donanımlardı. Rıfkı'nın gözleri özellikle o üst seviye ekran kartını ve yüksek hızlı RAM bloklarını görünce parladı. "İşin zor," dedi sahte bir iç çekerek. "Anakartın mosfetleri yanmış, işlemci soketi de kısa devre yapmış. Bir de üstüne ekran kartının çipi kavrulmuş. Yani bu alet şu an sadece bir hurda yığını."

Annesi, duydukları karşısında tutunduğu pazar arabasına daha sıkı sarıldı. "Peki... Tamiri çok mu tutar Rıfkı Bey?"

Rıfkı, elindeki tornavidayı masaya vurdu. "Parça fiyatları malum. Döviz uçtu gitti. Ben bunu en ucuz, o da tanıdık işi olsun diye... On iki bin liraya anca ayağa kaldırırım. O da parçaları dışarıdan kaçak bulursam."

Atlas'ın annesi yutkundu. On iki bin lira, evlerinin üç aylık kirasıydı. Kadın, oğluna baktı. Atlas, dükkanın en karanlık köşesine sinmiş, bir çocuk gibi değil, dünyası yıkılmış bir enkaza dönüşmüş gibi duruyordu. Atlas'ın gözlerindeki o 'her şey bitti' ifadesini gören kadının içinde bir şeyler koptu.

"Tamam," dedi kadın, sesi titreyerek. "Sen başla... Ben parayı bir şekilde bulacağım. Yarın akşam alabilir miyiz?"

"Önden yarısı peşin," dedi Rıfkı, sırıtırken. Eksik olan dişleri arasındaki siyah boşluk, Atlas'a bir dipsiz kuyu gibi göründü.

O akşam, Atlas evde annesinin telefonla sessizce birileriyle konuştuğunu, yalvardığını duydu. Eniştesi, eski bir iş arkadaşı, belki de o mahalledeki tefeci görünümlü komşu... Kadın onurunu satıyor, oğlunun piksellerini geri alabilmek için geleceğini ipotek ediyordu. Atlas, yatağında kıvrılmışken her bir hıçkırığı kemiklerinde hissediyordu.

Ertesi gün dükkana gittiklerinde, Rıfkı işi "bitirmişti". Bilgisayarı çalıştırdığında Windows ekranı belirdi. Atlas bir an için rahatladı. Ama bilmiyordu ki, Rıfkı o gece dükkanın ışıklarını kapatıp, Atlas'ın kaliteli parçalarını tek tek söküp yerine tozlu depolardan çıkardığı, ömrü tükenmiş yan sanayi parçaları takmıştı. Orijinal ekran kartının yerinde şimdi sadece görüntüyü veren ama oyunu asla açmayacak olan bir çöp yığını duruyordu.

Parayı masaya bıraktılar. Annesinin elleri titriyordu. Rıfkı parayı saniyeler içinde cebine indirdi. "Hadi bakalım, dikkatli kullan yeğenim. Bir daha da saçma sapan şeyler indirme."

Kasayı pazar arabasına geri koyup eve dönerken, Atlas bir tuhaflık hissetti. Kasa, eskisinden daha hafifti. Eve gelip fişe taktığında, Minecraft Launcher'ı açmaya çalıştı. Ama her şey o kadar yavaştı ki... Daha ana menüye bile gelemeden bilgisayar ağırlaşıyor, fanlar sanki bir can çekişen kuş gibi tuhaf sesler çıkarıyordu. Atlas, kasanın yan kapağını gizlice açtığında gördüğü manzara karşısında donup kaldı. Parçaların üzerindeki o parlak etiketler gitmiş, yerlerine paslanmış soğutucular gelmişti.

O an, dolandırıldığını anladı. Sadece paraları çalınmamıştı; annesinin o uykusuz geceleri, o eğilen boynu, o dökülen yaşlar çalınmıştı. Atlas'ın içindeki o sessiz, ürkek kedi o anda öldü. Yerine, pençeleri siber dünyaya uzanan, gözleri intikam ateşiyle parlayan başka bir şey geldi.

"Bunu sen istedin Akrep," diye fısıldadı Atlas, ekranın cılız ışığı altında. "Seni o dükkanın külleri arasında gömeceğim."

BÖLÜMÜ OYLAYIN
5.0 / 5.0 (1 oy)
Oylamak için lütfen giriş yapın.
Kodvarg

Kodvarg

MANGAKA / YAZAR

"Ben admin ya ben site admin ya"

8 TAKİPÇİ
12,472 OKUNMA
PROFİL
SONRAKİ BÖLÜM
SERİ SAYFASI

Comments (0)

To post a comment, please log in.
×
Görsel büyük görünüm

Çift Sayfa Modu

En iyi deneyim için lütfen cihazınızı yatay konuma getirin.

Discover Series Menu Feed Login
Series
Menu
×